ÇOK OKUNANLAR
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Baki GÜL
guelbaki@ymail.com
AKP-Fethullahçı kavgasında PKK’nin tutumu
06 Şubat 2014 Perşembe Saat 17:57

Türkiye’deki siyasi kaos giderek derinleşiyor. AKP ve Fethullahçılar arasındaki iktidar bloğunun dağılması, Türkiye siyasetinde yeni denklemler ortaya çıkardı. Ortaya çıkan denklemlere göre ise siyasal güçler kendisini yeniden mevzilendiriyor. Bu mevzilendirme ise kendisin şöyle dışa vuruyor.

1. AKP cephesi. Bu cephede Milli Görüş’ten gelen Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde oluşan yeni siyasal cephe. Bu cephede Milli Görüş geleneğinden gelen siyasetçiler ile, ANAP dönemindeki liberal/milliyetçi siyasetçiler yer alıyor. Devlette ise MİT, TSK, devletin yüksek bürokrasisindeki ağırlıklı yapı. Bu cephenin medya ayağı ise Sabah/Atv grubu, Yeni Şafak, Star, Akşam, Akit çevresi. Bu medyanın uzantısı ve izdüşümünde olan cemaatler ve siyasi gruplar. Bu cepheye ek olarak MÜSİAD gibi iş çevreleri ile İstanbul sermayesinin TÜSİAD’a mesafeli bazı işverenler var. Bu cephenin bölgesel ittifakları ise devletler bazında Mısır’da darbe yiyen Müslüman Kardeşler, kısmen Suudi sermayesi ve son dönemlerde ise İran’ı sayabiliriz. Küresel ölçekte AKP cephesine destek veren güçler ise belirsizlik içinde. ABD ve AB gibi yapılar AKP’nin içine girdiği krizden çıkaracağı sonuca bağlı olarak tutum belirleyecekler.
2.Cephe ise CHP’den MHP’ye, İşçi Partisi’nden TÜSİAD’a ve bazı liberal aydınlara kadar uzanan ve özürde Türkiye’deki statükocu siyaseti savunan “beyaz Türk” cephesi. Bu cephe kendi içinde eklektik, uzlaşmaz çelişkileri bulunan ancak AKP’ye karşı “kronik ittifak”la bir araya gelen yapı. AKP’nin totaliter, egemenlikçi ve tekçi siyasetine karşı itirazları bu cephenin temel birleştiricilik zeminini oluşturuyor. Ancak iktidara gelmek için her dinamik kendisini esas alıyor. Şimdilik üzerlerinde uzlaştıkları ya da uzlaşmak istedikleri temel yapı ise CHP. Bu cephenin medyası kendi içinde parçalı. Hürriyet, CNN Türk gibi merkezi yayınlar, Sözcü, Aydınlık, Yurt gibi ulusalcı/Ergenekoncu medya ile liberal aydınlar ve İstanbul sermayesinin desteklediği yapılar söz konusu. Bu yapının bölgesel ittifakları da AKP’nin zayıflamasını isteyen güçler. Bu cepheye objektif olarak Suriye rejimi, bazı AB devletleri ve AKP’yi 2002’de ittifaka getiren ABD’nin incelikli politikalarını da sayabiliriz.
3. Cephe ise CHP’den MHP’ye kadar uzanan 2. Cephenin güçlendirilmesini isteyen Fethullahçı Örgütlenme cephesidir. Fethullahçılar AKP ile 2002’den itibaren stratejik/taktik ittifak oluşturmuştu. Ancak bu ittifak çöktü. Fethullahçıların ABD vb küresel güçler tarafından desteklendiğini de belirtmekte fayda var. Bu cephe şimdilerde kendisini 2. Cephenin suni dengesi olarak planlamakta ve AKP’yi çökertmek, zayıflatmak için ivmeli bir politika üretme arayışında.
4. Cepheyi ise Kürt Özgürlük Hareketi ile Türkiye’deki sosyalist, demokrat seçeneği görünür kılma mücadelesi veren yapılar olarak tanımlayabiliriz. Bu cephe kendisini “demokratik seçenek” olarak tanımlıyor ve AKP’nin totaliter yapıya evirilmemesi, baskıcı-tekçi devlet politikalarını terk etmesi için 11 yıl boyunca askeri/siyasi/sosyal alanda radikal bir direniş gösterdi. Bu cephe AKP’nin tekçi politikasını kabul etmediği gibi AKP karşısındaki Beyaz Türk milliyetçiliğini esas alan ırkçılığa varan ve devletin statükocu yapısını savunan CHP’den MHP’ye İşçi Partisi’ne kadar uzanan Ergenekoncu yapılara da mesafeli. Hatta bunlarla da ideolojik mücadele içerisinde.
İşte bu tablo içerisinde 2002’de, 2007’de PKK’yi AKP’yi desteklemesi için mesai harcayan bazı aydınlar, şimdi de AKP’ye karşı PKK’nin CHP-MHP-Fethullahçı-Beyaz Türkçü cepheyi desteklemesini istiyor. Bunların istediği gibi tutum sergilenmeyince de “PKK AKP’yi destekliyor” algısı yaratarak, kendilerince “uyanık” bir siyaset yapıyorlar. Hatta “PKK’nin kendilerine siz de AKP’yi destekleyin” diye tutuma zorladığını düşünenler bile var. Görünen o ki PKK’nin Türkiye’de ve Ortadoğu’da hangi eksen ve esas üzerinden politika yürüttüğünü hala anlayamamış, beyaz Türkçü kibirliği ile Kürtlere yön gösterme uğraşındalar.
Oysa 40 yıldır Ortadoğu ve Türkiye’de en acımasız dönemlerde kendi demokratik, özgürlükçü ilkelerine bağlı siyaset yürüten PKK, ne 1980’de Türkiye’deki askeri darbe dönemlerinde, ne 1990’larda reel sosyalizm yıkılırken ortaya çıkan kaotik ortam da, ne 2000’lerde Ortadoğu’da Irak vb statükocu devletler yıkılınca ortaya çıkan koşullarda PKK işbirlikçi bir politika izlemedi. Kendi öz gücünü, örgütsel yapısını ve ideolojik ilkelerini esas alarak dik bir duruş sergiledi. Yani 2002’de AKP iktidara geldiğinde “Türkiye’nin demokratikleştiğini” sananlar gibi durumu okumadı. Yine 2007’de AKP’nin askeri vesayeti gerilettiğini düşünen tatlı su demokratları ve liberalleri gibi okumadı süreci. AKP’ye karşı ideolojik, politik ve askeri alanda direniş çizgisini sürdürdü. 2009’dan 2012’nin sonlarına kadar gerilla direnişi, toplumsal direniş PKK’nin çizgisiydi. Bu çizgi 2013 yılında da siyasal alana kendisini yansıttı. Dolayısı ile PKK’nin izlediği politikalar sonucunda çatlayan AKP/Fethullahçı bloku’nun devlet zemininde yeni tamirini yapan beyaz Türkçü-ulusalcı blokun yedeğine düşenlerin PKK’yi AKP’ye angaje etmeye çalışmaları hakikaten cahilce bir durumdur.
PKK’nin bu süreçteki tutumunu PKK’nin en üst düzey yetkilileri “PKK’nin yeri Demokrasi güçlerinin yeridir” sözü derken gayet açık bir tutum sahibidirler. Bunu bulandırmanın “devletli olmak” dışında başka bir anlamı var mıdır ki!..

Bu yazı toplam 2168 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Esra ÇİFTÇİ
Mesele sistemdir
Can KASAPOĞLU
Dersim Kazanacak
Mustafa ŞEN
Tarihi Sorumluluk
Fadıl Öztürk
Armağan olsun
Nesimi ÖZGECAN
Kestane Şekeri
ARŞİVDE ARA
SİTE ANKET
Dersim'de Baraj yapılmalımı?
Evet Yapılmalı
Hayır Yapılmamalı
Kararsızım