ÇOK OKUNANLAR
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Erdal ER
rojrost@hotmail.com
Hani davanın savcısıydın?
12 Mart 2014 Çarşamba Saat 13:10
12 Haziran 2007 tarihinde İstanbul’un Ümraniye ilçesinde bir gecekonduya yapılan operasyonda 27 adet el bombası ve TNT kalıpları ele geçirilmişti.

“Ergenekon” adı verilen dava soruşturması bu operasyonla başlamıştı.

Dava kapsamında ilerleyen aylarda ve yıllarda aralarında emekli Kuvvet Komutanlarının ’da bulunduğu birçok kirli ismin tutuklanması; Türkiye’de bir dönemin kapandığını, yeni bir dönemin açıldığının kabulüne neden oldu.

Tutuklamaların, eski Genelkurmay Başkan’ı İlker Başbuğ’a kadar gelmesi o günler için hiçte beklenen bir gelişme değildi. Türkiye, siyasi tarihinde ilkleri yaşıyordu.

Kemalist cepheden itirazlar olsa da toplumun büyük bir kesimi tutuklamaları desteklemişti.
O bakımdan Ergenekon operasyonu dışarıda ve içeride geniş destek bulmakla kalmadı, “Türkiye değişiyor” inancının güçlü gelişmesine de neden oldu.

Kürtler, haklı olarak tutuklanan askerlerin Kürdistan’da işledikleri savaş suçlarından dolayı yargılanmalarını talep etmişlerdi. Ancak hükümetin Ergenekon soruşturmasını kendisine yönelik darbe girişimiyle sınırlı tutması sonun başlangıcını oluşturdu.

Sonraki aylarda ise operasyonun amacı dışına çıkılarak adeta muhaliflere karşı sürek avına dönüştürülmesi meşruiyetini sorgular hale getirmekle kalmadı, toplumu ‘bu iş olmaz’ noktasına getirdi. Zira hükümetin işin esasıyla değil, siyasi geleceğiyle ilgili olduğu çok geçmeden anlaşıldı.
Oysa ihtiyaç olan siyasi geleceği karşılığında muhalifleri susturmak değil, Türkiye’nin geçmişiyle yüzleşmesini sağlayıp toplumsal barışı inşa etmekti.

Atılması gereken adımların başında ise Kürdistan’da halka karşı işlenen suçlar geliyordu.
Son otuz-kırk yılda Kürdistan’da görev yapan ordu mensuplarının bütün üyeleri bir biçimiyle bu suça bulaşmışlardı. Ancak asıl sorumlu savaşı yöneten komuta kademesiydi.

Kürtler kendilerine karşı işlenen insanlık suçlarının hesabının sorulmasını istiyordu. Toplumsal barışta ancak bu yolla sağlana bilinirdi.

Hükümet, Kürtlerin taleplerini görmezden geldi, sırtını çevirdi. Operasyonları geçmişle yüzleşmek yerine, kendi menfaatleri ve rejim açısından bir yol temizliğine dönüştürdü. Kürdistan’da savaşta yenilmiş, katliamlar yapmış, uyuşturucu başta olmak üzere birçok suça bulaşmış askerler devletin gizlenmeyen kirli yüzünü oluşturuyordu.

Devletin sırtında daha fazla taşıyamayacağı bu kirli yüzden kurtulmak ve yeni yüz maskesi için bu çakma operasyonları yaptığını, bugün yaşananları gördüğümüzde daha iyi anlıyoruz.

AKP Hükümeti yapılan operasyonu kendisi açısından avantaja dönüştürerek  devlet kurumlarını ele geçirmeyi bir amaç edindi. Hatta JİTEM yerine kendi yapılanmasını oluşturdu. Bundan daha iyi bir fırsat olamazdı. Hükümet, operasyon aracılığıyla geçmişin kanlı bagajı taşıyan kişilerden kurtulmuş, halk manipüle edilmiş ve yeni Türkiye imajı yaratılmıştı. Bir taşla iki kuş misali…
O günlerde Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan; ‘Türkiye bağırsaklarını temizliyor.’ sözüyle olup bitenleri açıklamış ve savunmuştu.

Hatta CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘ben bu davanın avukatıyım’ sözüne karşılık Erdoğan; ‘bende davanın savcısıyım’ çıkışıyla karşılık vermişti.
Peki, ne oldu da Erdoğan yedi yıl sonra ‘pardon ‘ deyip savcılıktan feragat edip avukatlığa geçmeyi seçti?

Ne oldu da Hrant Dink suikastının, Zirve yayın Evi katliamının, binlerce Kürt yurtseverinin katillerini serbest bırakılması anlaşmasına imzayı attı?

İşte asıl mesele budur.

Erdoğan, dün Fetullah Gülen’le anlaştığı gibi bugün de Ergenekoncularla iş tutmasının temel nedeni siyasi geleceği ve çıkar ilişkileriyle ilgilidir. Başka türlü katilerin, hırsızların serbest bırakılması neyle açıklana bilinir? Katiller serbest bırakıldı, eline bir çakı bile almamış Kürt siyasetçiler içerde! Buda hükümetin nerede, kimin yanında durduğunu gösteriyor.

Sonuç olarak, Ergenekoncular tutuklandıkların da Erdoğan ‘Türkiye bağırsaklarını temizliyor’ denmişti.

Peki, Türkiye; Veli Küçük,  Levent Göktaş, Levent Ersöz, Sedat Peker, Kemal Kerinçsiz, Hasan Iğsız, Şener Eruygur, Muzaffer Tekin, Hasan Atilla Uğur ve İbrahim Şahin gibi katilleri serbest bırakarak neyini temizliyor?

Bilen var mı?

Bu yazı toplam 2445 defa okundu.
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Esra ÇİFTÇİ
Mesele sistemdir
Can KASAPOĞLU
Dersim Kazanacak
Mustafa ŞEN
Tarihi Sorumluluk
Fadıl Öztürk
Armağan olsun
Nesimi ÖZGECAN
Kestane Şekeri
ARŞİVDE ARA
SİTE ANKET
Dersim'de Baraj yapılmalımı?
Evet Yapılmalı
Hayır Yapılmamalı
Kararsızım