ÇOK OKUNANLAR
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
'Okullar Yakıl(maz)ırmı?'
21 Ekim 2012 Pazar Saat 10:31
Ali Çatakçın; 'Okulların Kürdistandaki misyonu, yıkım ve Türkleştirme olmuştur'

Okul denince akla Bilgi, Bilim, Öğrenim ve Eğitim birimi gelir. Belki bu tanımlamadan ötürüdürki, ‘’okul’’ denince insanlar bu kurumlara her zaman kutsal, dokunulmaz ve yüce değerlerin kaynağı payesi yüklerler.

Ali ÇATAKÇIN

Aslında ‘’Okul’’ denen kurumun tarihsel oluşum hikayesi içinde bir yolculuğa çıkıldığında, bu kurumların hiçte masumane bir soy Kütüğüne sahip olmadıkları görülür. Çünkü Okullar da Muzik gibi, Spor gibi egemen sınıfın bir öğrenim ve eğlence kurumu olarak ortaya çıktı. Fakat toplumsal mücadelenin zorlaması bir yandan, Pazar değeri o bir yandan, bu kurumları, zaman içerisinde, Meta ve toplumsal bir karakter almaya mecbur kıldı.

Okul denen kurumun yarattığı ‘bilimsel’ bütün bulguların yüzde yüzü, egemenlerin çıkar esasına göre ayarlanır. Dünyanın bütün Bilgi ve Bilim adamları Sermayenin hizmetindedir. Okul denen kurumun ürünü Bilim, Teknik, Teknoloji ve Analitik bilgi geniş toplumsal iyileştirmelere yönelik olmayıp dar bir çevrenin çıkarları esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Bu tür bilim ve bilimsellği kabulenmiyenler ise, bu çevreler tarafından ‘Deli,’   ‘aklına itibar edilmez bunaklar’ olarak deklare edilmiştir.

Okul, tarihsel serüveninde, toplum hizmetinde bir bilgi ve bilim kurumu olmaktan çok, belki esas olarak toplumu bir sınıfın ve katmanın çıkarları için yönlendiren ve kalıplara sokan bir kurum olarak rol oynadı. Okul, Antik Yunan Felsefesinin Filozoflarının bir kurumu olarak doğmasına rağmen, bu tarihlerde dahi toplumun bilgilenme ve aydınlanma alanı olmaktan ziyade, seçkin tabakanın sözlü ve yazılı tartışmalarının biçim aldığı bir alan durumundaydı.

‘’Okul,’’ Kapitalizmin şafağıyla birlikte daha bir önem ve yeni misyon kazanarak bu sınıfın en önemli silahlarından biri olmaya başladı. Kapitalizmin Emperyal aşamasında ise,okullar sömürgeciliğin silahsız karakolları oldu. Silahla denetim altında tutamadığı sömürge toplumları, Okullar sayesinde, kimliğinden, kişiliğinden, Dilinden ve tarihinden soyutlayarak denetim altına alabildi.

Okullar, sömürgeciliğin her döneminde sömürgeci güçlerin, sömürgeleştirdiği ulusları imha etmede başvurdukları en öldürücü silah, silahsız ordu görevini görmüştür.  Okullar,  sömürgeci gücün kurumları olarak,  sömürgecilerin fiziki olarak  yok edemediği ulusun kültürel soykırıma tabi tutulduğu imha kurumları olarak işlemiştir. Bu açıdan bakıldığında, Sömürgeciliğe karşı direnen bir ulusun ilk planda kırması gereken en önemli kölelik zinciri, Sömürgeci devletin eğitim kurumları, Okullarıdır.

Sömürgeci eğitimi redetmemek, o Eğitim kurumlarını tolere etmek bir anlamda sömürgeciliği içselleştirmek ve ona teslim olmak anlamına gelir.

Türk Devlet Okullarının Kürdistandaki misyonu, Kürd kimliğini,Kültürünü, tarihini ve Kişiliğini imha etmek için, doğan kürd çocuklarını Irkına ve köklerine karşı düşman olarak yetiştirdiği alanlar oldu.  Bu misyonlarıyla Kürd dünyasında yarattıkları tahribat, Ağrı, Zilan, Koçgiri, Dersim soykırımıyla  yaratılan tahribattan katbe kat fazla olmuştur. Bu kurumların görevi Kürd imhası olmuştur. Bugün devlet hizmetindeki bir dizi Kürd orijinli köle bu kurumların kötü ürünü.

Küçük yaşlarda bu imha kurumlarına alınan Kürd çocuklarına her sabah uygulanan ‘’Türküm doğruyum çalışkanım’’la başlayan, beyin yıkama, kişiliğinden boşaltma operasyonu, ‘’Varlığım Türk varlığına armağan olsun’’ yeminiyle devam eder.

Kürd çocukları bu kurumlarda sadece Türkleştirilmez, aynı zamanda kürdlüğe karşı, kendi kendisine karşı düşman olarak yetiştirilirler. Bu kurumlarda yetişen çocuk anasından, babasından, köklerinden utanmaya başlar. Kendisini inkar  ve kusursuz bir Türk olduğunu ispatlamak için oğraşır. Türk okullarının ortaya çıkardığı ürün bu! Dünyada bundan daha ağır suç işleyen bir kurum varmıdır? İnsanı kendisi olmaktan çıkaran bu kurumu  yakmak , bu türden bir tepki vermek,  insan olmanın bir gereği değilmi?

Elbette yakılan yapının yaşanan trajedide fiili bir etkinliği yoktur. Fakat o, yürütülen fiili etkinliğin üsü, imha  siyasetinin birer Abidesi, kıyımhanesidir.

Elbette bu eylem biçiminde insanın asla zarar görmemesi gerekir. Böyle olduğu zaman eylem amacından sapmış olur.

Kürdistan’da Sömürgeci eğitim sistemine karşı baş gösteren teki, özellikle Demokrat geçinen çevrelerin saldırısına hedef oldu. Kimisi ‘’Okulun’’ kutsallığından, kimisi Eğitimin, kimisi ise, şidette karşı olma Argümanından dem vurdu. Bu tepki carcunası içinde Kürd vekillerin, Kürd orijinli bazı ‘Aydın’ kırması tiplerin olması ayrı bir traji-komik durum. Bu tepkilerden bazıları:

BDP Milletvekili Sırrı Süreya Önder, “Çocukları bu savaşın hedefi durumuna getiren herkes, savaş suçu işlemiş olacaktır(sayın Önder ne demek istiyor?). Savaş hep çocukları vurur, bunu bilmeyen ya da bilmezden gelenlerin yarattığı acılı tarihi beraber yaşadık, yaşıyoruz. Bu kaderi değiştirmeye değil, acıları artırarak devam ettirmeye çalışanların yanılgısına ortak olmamız mümkün değildir.”

Sezgin Tanrıkulu, “Bu olayları kınıyoruz. Tekrarlanmaması, son verilmesi lazım. Kim yaparsa yapsın bu girişimlere bütün olarak tepki vermemiz gerekiyor. Güvenlik güçlerinin de etkin önlem alması lazım. Bu sonuçlar meydana geldiğine göre eksiklik var(Kürdistandaki militarist sömürgeci gücü yeterli görmüyor!).Ne olursa olsun okul ortamına eğitim ortamına şiddetin yansımaması lazım.”

Altan Tan/BDP Milletvekili:

“Bunların tamamı terör eylemidir(Kürd ulusunun kültürel imhaya karşı tepkisinin ifadesi olan bu cinayetin işlendiği  bir iki kurumu yakmak terör ise, o zaman Devletin merhametine sığınmaktan başka hangi seçenek var?). Kim tarafından yapılırsa yapılsın yanlıştır. Eskiden devletin bekası adına birileri köy yakıyordu. İnsanlar infaz ediliyordu. Eğitimin engellenmesi yanlıştır. Derin yapılar yapıyorsa da yanlıştır. PKK de yapıyorsa yanlıştır. Gerçi PKK üstlenmedi. Ancak kim olursa olsun açıkça tavır koymak lazım. BDP yönetimi de benim gibi düşünüyor.”

Muhsin Kızılkaya/Yazar: Ayrıca protesto ne demek onu da bilimiyorum. Dünyanın hiçbiryerinde hiçbir savaşta okulların yakıldığını duymadım(Dünya’da yaşanan toplumsal tepkilerin emsal türlerinden gerçektenmi habersiz, yada Devlet’e sadakat gereğimi bu saçmalık!). Okul yakmak, bilgi yakmak, bilim yakmaktır; çocuk yakmaktır.

Altan Tan, ‘’Terör eylemi’’ diyor. Sırrı Süreya, ‘’ “Çocukları bu savaşın hedefi durumuna getiren herkes, savaş suçu işlemiş olacaktır’’ Diyor. Demir Çelik/ BDP Milletvekili: “Her kim yapıyorsa sağdan ya da soldan Kürt ya da Türk etnik veya siyaseti ne olursa olsun buna kalkışmak doğru değil’’ Diyor. Sezgin Tanrıkulu, “Bu olayları kınıyoruz. Tekrarlanmaması, son verilmesi lazım. Kim yaparsa yapsın bu girişimlere bütün olarak tepki vermemiz gerekiyor. Güvenlik güçlerinin de etkin önlem alması lazım’’ Diyor.

Muhsin Kızılkaya/Yazar ise,“ Ayrıca protesto ne demek onu da bilimiyorum. Dünyanın hiçbiryerinde hiçbir savaşta okulların yakıldığını duymadım. Okul yakmak, bilgi yakmak, bilim yakmaktır; çocuk yakmaktır’’diyor.

Sayın Tanrıkulu’nu ve M. Kızılkaya’yı anlamak bir nebze de olsa mümkün. İkisi Devlet cephesinde konuşuyor. Ama bizim vekillerin tepkisine anlam vermekte zorlanıyor insan.

Yakılan kurumlar, Kürdleri siyasi, kültürel, ahlaki ve insani olarak imhaya tabi tutan, yeni doğan ve doğacak nesilleri kendi Irkına karşı düşman olarak yetiştiren  kurumlardır. Bu kuruma karşı ortaya çıkan tepki için bu kadar göz yaşanın anlamı ne?

Yahu insaf! Kürdler kendisini imha eden yapılanmalara teslim olduğu için, 1980 öncesi süreç Kürdlerin yok olmaya doğru yol aldığı süreç olmuştu. Son otuz yıllık mücadele olmasaydı, kuzey Kürdistan’da bugün Kürd lambayla aranır durumda olmuş olacaktı.

Kürd ulusunun tek çaresi, kendisini yok eden her girişime, kuruma, kuruluşa ve siyasete karşı, kimden ve nereden gelirse gelsin, her türlü tepkisini göstermelidir. İnkar ve imhaya krşı direnmenin tek yolu, inkar ve imhayı mümkün kılan her şeyi karşı olmakla mümkün.Bu aracın adının ‘’Okul’’, ‘’Üniversite,’’ ‘’Yardım kurumu,’’   v.b. ‘’Din kurumu’’ olması bu gerçeği değiştirmez!

Newededersim

Bu yazı toplam 2523 defa okundu.
erol
demokratik eylemler olmalı!
okul yakmanın haklılığını kimse savunamaz.
resmi ideolojinin yüklediği temel işlev ne olursa olsun okullar veli/öğrenci/öğretmen birlikteliğiyle özgürleşmenin motoru durumuna getirilmelidir.
unutmayalımki bu tür eylemler rejim taraftarlarının anti propagandasınada yol açıyor.eylem kılıçtan keskin bir irade/palnlama gerektirir.
kör gözüne parmağım şeklinde eylem kabul edilemez.
katılmıyorum çatakçın size.
değerlendirmelerinizde haklılıklar var ama bu tür eylemler savunulamaz.
23 Ekim 2012 Salı Saat 10:39
Esra ÇİFTÇİ
Mesele sistemdir
Can KASAPOĞLU
Dersim Kazanacak
Mustafa ŞEN
Tarihi Sorumluluk
Fadıl Öztürk
Armağan olsun
Nesimi ÖZGECAN
Kestane Şekeri
ARŞİVDE ARA
SİTE ANKET
Dersim'de Baraj yapılmalımı?
Evet Yapılmalı
Hayır Yapılmamalı
Kararsızım