ÇOK OKUNANLAR
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
„DERSİMCİLİK“ ve „ZAZACILIK“
10 Nisan 2009 Cuma Saat 08:52
Benim yaşımdaki Dersimliler çok iyi bilir ki, Kırmanci (Dımili-Kırdki) konuşan Sunni inançlı Palululara “Zaza” denilirdi.

                                                                                                Nisan 2009

                                 „DERSİMCİLİK“ ve „ZAZACILIK“      

 Haydar Işık  

Benim yaşımdaki Dersimliler çok iyi bilir ki, Kırmanci (Dımili-Kırdki) konuşan Sunni inançlı Palululara “Zaza” denilirdi. Zazaların konuştuğu Kırmanci lehçesi, bu nedenle Zazaki olarak söylendi. Dersim'deki halkımızın önemli bir bölümü Kırmanci konuşsa da, Mazgirt, Pertek,  Hozat ile Çemişgezek bölgelerinde Dersim halkının yarısına yakını Kurmanci (Kırdaşi) konuşur. Bir halk fakat iki lehçedir. Ama bazı „Tuncelilere“ göre ise, Zazaca’nın Kürtçe’nin lehçesi olarak tanımlanması büyük ihanet olarak görülmekte ve Zazaca’nın tamamen bağımsız bir dil olduğu ifade edilmektedir. Bunlar Zazaistan haritası çizerek, ayrı bir ulustan bahsetme lüksünde olanlardır.
 Seyid Rıza hayatını verdiği mücadelede Zazacılık yaptığına dair tek bir işaret yoktur. Üstelik danışmanları, yakın arkadaşları Mehmet Nuri Dersimi ve Alişer'in görüşleri ortadadır. Koçgiri halk hareketine katılan bu şahsiyetler Kürt'tü ve Kürtlük için mücadele ettiler. Seyid Rıza'nın mektubuna bakalım:
„Dışişleri Bakanlığına
Yıllardır, Türk Hükümeti Kürt halkını asimile etmeye çalışıyor ve bu amaçla halkı eziyor, Kürtçe yayınları ve gazeteleri yasaklıyor, anadilini konuşan insanlara işkence ediyor ve sistematik olarak insanları Kürdistan’ın bereketli topraklarından söküp, Anadolu’nun çorak bölgelerine göçe zorluyor ve birçoğu oralarda telef oluyor.
Türk Hükümeti son olarak, hükümetle yapılan anlaşma gereği, bu işkencelerin dışında tutulan Dersim’e de girmeye çalıştı.
Bu olay karşısında Kürtler, uzak sürgün yollarında yok olmaktansa, 1930′da Ağrı Dağında, Zilan vadisinde ve Beyazıt’ta yaptıkları gibi, kendilerini savunmak üzere silaha sarıldılar. Üç aydan beri ülkemi, acımasız bir savaş kırıp geçiriyor.
Savaş araçları bakımından eşitsizliğe rağmen ve bombardıman uçaklarının yangın bombaları, zehirli gaz bombaları atmalarına rağmen, ben ve arkadaşlarım Türk ordusunu başarısızlığa uğrattık.
Direncimiz karşısında Türk uçakları köyleri bombalıyor, ateşe veriyor, savunmasız kadın ve çocukları öldürüyor ve böylelikle Türk Hükümeti, başarısızlığının intikamını tüm Kürdistan’da işkence yaparak almak istiyor.
Hapisler, ağzına kadar masum Kürtlerle doludur. Aydınlar kurşuna diziliyor, asılıyor veya Türkiye’nin ücra köşelerine sürgüne gönderiliyor.
Ülkelerinde bulunan 3 milyon Kürt, barış içinde yaşamak, özgür, kendi ırkını, dilini, geleceğini, kültürünü ve uygarlığını korumak istiyor; benim sesimle ekselanslarınızdan maruz bulunduğu zulüm ve adaletsizliğe son vermek için, Kürt halkını hükümetinizin yüksek ahlakî etkisinden yararlandırmanızı diliyor.
Sayın Bakan, en derin saygılarımızı sunmaktan onur duyarım.

Seyit Rıza
Dersim Başkomutanı“


 Yukardaki mektup açıkça gösteriyor ki, Seyid Rıza; Kürt halkının önderi olarak, bu halkın kültürel haklarını, barış ve huzurunu savunuyor. Bir yandan Seyid Rıza'ya sözde sahip çıkanlar, bakıyorsunuz ki, ona ihanet içindeler. Seyid Rıza, Zaza olduğunu değil, Kürt olduğunu öne sürüyor. Üstelik „Dersimcilik“ yapmıyor. Soruna yaklaşımında Kürt halkının içinde bulunduğu genelden hareketle özele, Dersim'e geliyor. Bugün Seyid Rıza ve Dersim adını kullanan ya onun yukarda yazdıklarına saygılı olur, eğer kabul etmiyorsa, o zaman Dersim ve Seyid Rıza isimlerini bıraksınlar.
 Bir kısım Dersimliler ise, Aleviliği ön plana tutarak Zazacılığı savunmaktadırlar. Kırmanci konuşan Sunni inancından halkımız ile dinden doğan kültürel farklılıklarını öne çıkarttıklarından onlarla da herhangi bir bağları yok. Yani biz Zazayız diyenlerin önemli bir bölümü, Sunni Zazalar söz konusu edilince, Zazalığını unutup Alevi hüviyetine bürünüyorlar. Bütün bu zahmet niye derseniz, yanıtı: Kürt olmamak içindir.

 Merhum Dr.Cemşid Bender, Dersim’in ve Kureşan (Kuresu) aşiretinden pir olduğunu söyleyen bir zatla tartışırken sorar:
“Sen hangi millettensin?”
“Ben Aleviyim.”
“Alevilik bir inançtır. Örneğin ben Kürdüm ve Aleviyim.”
“Ben Türkmenim.”
“Annen baban Türkmence biliyor mu?”
“Hayır.”
“Peki nasıl Türkmen olursun?”
“Ben Ehlibeytin neslinden gelen bir Arabım.”
Dr.Cemşid Bender melek sabırlı biriydi. Sonunda bu zata:
“Sen hiç birşey değilsin.” der.

                Eskiden Türk solu içinde kendisini Kürt ifade edenlere: “Türk-Kürt yok, hepimiz insanız.” dendiğini pek çoklarınız duymuştur. “Faşizme ölüm, halka hürriyet” sloganı duvarlara yazılırdı. Neden ‘halklara’ demiyorsunuz, diye sorulunca da sertleşirlerdi. Bazı insanlar Kürt olmayı ağır bir yük gördüklerinden olacak, pragmatik davranarak kendilerini başka ifade ediyor olabilirler. Kürt halkı büyük bir halktır. İsteyen kendisini inkar edebilir. Bugün metropollerde sayısız ölçüde asimile edilmiş, Kürtlüğünü ya inkar eden, ya unutan veya rizk içerdiği için, yüreğinde ufak bir Kürtlük alevi olsa da, açık yüreklilikle söylemeyen insanlar vardır. Özellikle  Türk solu içinde sözde ‘devrimci’ olmuş Kürtlerde bu durum gözlemlenmektedir.
                İşte bu Türk solu geleneğinden gelen Dersimli Kürtler, solun hezimetinden sonra her nedense “Alevilik” yapmaya başladılar. Aslında Aleviliğin önünü açan ise Kürt hareketiydi. Kürt mücadelesini bölmek için devlet dayanaklı Türk Aleviliği halkımız içinde beklenen tabanı bulamadığından, “Zazacılık” yapmaya başladılar. Türk devleti, MİT ajanı yaptığı bu kişiler üzerinden işini yapıyor. MİT ajanı Ebubekir Pamukçu'nun ardılları aynı mesleği sürdürüyor. 1980 li yıllarda Ankara Kavaklıdere'den postalanmış mektular alırdım. „Zaza Büyüğümüz“ başlıklı mektupları Türkçe bilmediği halde Süleymaniyeli bir arkadaşım da alırdı. Kürtlere hakaret eden ve Zazaların Kürt olmadıklarını içeren mektuplardı.
 Evliya Çelebi 17. YY'da vergi toplamak için gittiği Palu ve Sağman halkının; „Zaza Ekrad“ olduğunu yazar. Ekrad, Arapça Kürtler demektir. Türkçe söylersek: Zaza Kürtler demektir. Yani neresinden bakarsan bak, Zazaca/ Kırmanci konuşan halkımız ile Kırdaşi/Kurmanci konuşan halkımız bir elmanın yarısıdır. Bu çevrelerin „Zazacılık“ histerisi tutmayınca, şimdilerde „Dersimce“ diye bir dil ve biz ne Kürt, ne Türküz, Dersimliyiz diye ulus uydurdular. Ankara kaynaklı bu dezenformasyonlar, Kürtleri bölme çabaları yeni olmasa gerek. Dersim valisi Cemal Bardakçı, „Siz özbeöz Türksünüz, Horasan'dan gelmesiniz.“ Sonra bu zat yeminler ederek Atatürk'ün de Alevi olduğunu söylediği bilinir. Bu yalanlar da tutmadı.

 Peki neden bazı Dersimliler, bunlara biz devletin „Tuncelilisi“ desek daha iyi olur, bu kafa karışıklığına alet oluyorlar? Bir bakıma işin kolayına kaçmak, devletin zulmünden kurtulmak, geçmişte savunduğu tüm düşüncelere tu kaka demekle beraber, sözde muhalefet cephesinde görünmek için bu yola başvurdukları söylenebilir. Entellektüel düzeyde hiç bir çalışmaya imza atmayanlar, sadece Kırmanci konuşuyor olmak için Zazacılık yapmaya başladılar. Sanki Zaza halkının diline yasak getiren, ulusal baskı yapan, sömürge statüsünde tutan Kürtlermiş gibi, yazılar yazmaya başladılar. Kürtlerin dili, kimliği ve varlığı en ağır yasak altındayken, bunlar zorbaya karşı duracaklarına günahı Kürtlere yüklemeye kalktılar. Benim; Zazaca Kürtçe’nin bir lehçesidir dememe kızarak, kitaplarımı, düşüncelerimi okumadan ve anlamadan karalayıp,  neredeyse Zaza ulusunun haini ilan etmeye kalktılar.

                Bu Zazacılık yapanlar, şu sorumuza yanıt vermek zorundadırlar. Diyelim Zazaca konuşan Dersimliler ayrı bir ulusa aittir ve Zazaca bağımsız, kendi başına bir dildir. Peki Kurmanci (Kırdaşi) konuşan Mazgirt, Pertek, Hozat ve Çemişgezek tarafında yaşayan halkımız hangi ulustandır? Bu Kurmanci konuşan halkımız, sadece farklı bir lehçe konuştuüu için başka ulustan mı olacak? Aynı ruhsal şekillenme, gelenek görenek, kültürel miras ve toprak bütünlüğü ve ekonomik ilişkiler içinde yaşayan bu insanlarımızı iki ulus olarak mı göreceğiz?

                Beni eleştiren bir başka söylemleri var. Ben diyorum ki, Kırmanciye: Kürtlük; Kırmanci ise, Kürtçe anlamında kullanılıyor. Ancak bunlar hakarete varan sözler ederek, tersini söylüyorlar. Kırmanciye, Kürtlük değil; Kırmanci de Kürtçe değildir, diyorlar. Onlara göre; kendileri Zaza,  dili ise Kırmanci veya Zazacadır. Kürtlere; Khur; diline de, Kırdaşi denmektedir. Dürüstçe herkes şapkasını önüne koysun, tabii vicdan sahibi biriyse, önyargıdan uzak veya kendisini düzelten anlayış ve olgunlukta ise ve eğer sorunu tam bilmiyorsa, çevresinden sorup öğrensin. Kırmanci konuşan Dersimliler, Kurmanci konuşan Dersimlilere ‘Khur’ mu derler? Alevi her Dersimli iyi bilir ki, hatta Kurmanci (Kırdaşi) konuşan dahil, “Khuro” sözcüğü sadece Şafii Kürtler için kullanılır. Nasıl Türkler bize “Kıro” deyip hakaretamiz ifadede bulunuyorlarsa, Dersimli Aleviler de Şafii Kürtlere “Khuro” demekteler. Böylece Kürt halkına hakaret ediyorlar.

                Pülümür ve Erzincan’da yaşayan “ÇAREKAN” Kürtçe: “Careku” veya “Carekız” dediğimiz büyük bir aşiret vardır. Bu aşiretin tarihini kendileri şöyle anlatır: “Palu’da birbirleriyle geçinmeyen iki kardeş varmış. Biri eşyasını alnı akmalı olduğu için “carekez” dediği öküzüne yükleyerek, oradan uzaklaşır. Öküzün duracağı yeri kendisine vatan yapacağına yemin eder. Öküz, Pülümür’de Bağır Dağı eteklerinde Qergol denen yerde durur. İşte Çarekliler buradan çevreye yayılır.” Dersim’de Alevi olan ve Kırmanci konuşan bu aşiretin Palu tarafındakileri ise Sunni inancında olup yine Kırmanci konuşurlar.  Aynen Kırdaşi konuşan İzol aşireti gibi. Dersim’de Alevi, Kürdistan’ın öbür bölgelerinde Sunni inancındadırlar. Yani bunlara ‘Khur’ mu diyelim? Öyleyse, Dersim’de Kurmanci konuşan Alevi halkımıza da ‘Khur’ diyelim.

                Almanya’da eğitim görmüş biri, kafasını öyle karıştırmış ki, kendisine psikologluk yapmak zorunda kalmıştır. “Zazaların Kürt olduğunu söyleyen bir bilim adamı yok, ama Zazaca’nın ayrı bir dil olduğunu söyleyen pek çok bilim adamı var.” diyor. Tekrar edelim ve diyelim ki Zazaca ayrı bir dildir. Hepimize hayırlı uğurlu olsun. O zaman bu dilin yaşaması için bir çaba göster, bu dilin gelişmesini isteyen kurumlara destek sun, bilgini, becerini kat. Bunu isteyince, hemen hayır diyorlar. Çünkü bu dilin yaşamasını isteyen Kürt Özgürlük Hareketi olduğundan, onlar ondan felekten kaçar gibi kaçıyorlar. Hatta onu düşman görüyorlar. Tabii bunlar Avrupa koşullarında rahat yaşama kavuştuklarından kalkıp Kürt mücadelesine yakın durma gibi bir rizke neden girsinler? Kürt mücadelesine yakın olan maddi manevi değer katar, zahmete katlanır, yürüyüşlere gider, polis baskısına uğrar, Alman veya diğer devlet vatandaşlığını alamaz. Yani Kürt olmak nereden bakarsan bak, ateşten gömlektir. Yine çok iyi bilinir ki, Kürt mücadelesine kızıp küfredene ise, devletler dost gözüyle bakıyor. Kürt ulusal mücadelesini eleştirdikleri için Alman yetkilileri tarafından ödüllendirilenler var. Hatta Kürt mücadelesi eleştirme rantı oluştuğu söylenebilinir. Pek çok kişi bunu bildiğinden uzak durur, ama rahat durmaz. Internette sayfa açıp, Kürtlere hakaret eder.

 Kürt mücadelesi ise, bu lehçenin yaşamasına katkı sunuyor. TV'de program yapılıyor, gazete ve dergiler çıkarılıyor, radyo yayını yapılıyor. Daha önce kimse ne Kürt, ne Zaza iken, bu yayınlar çoğalınca birden Kürt ve Zaza ayrımı gelmeye başladı. Kürt kurumları; Zazacılık yapsalar bile, düşmanlık yapmadıkça, dile hizmetleri oluyorsa, katkıları görülüyorsa, onlara bu podyumu kullanma şansı vermekten çekinmiyorlar. Çünkü haklının kimseden korkusu olmaz. Kendilerince „Khur“ dedikleri Kürt TV'nuna bunlar sevinerek çıktılar. O zaman bunlardan, Zaza ulusunun dilini geliştirmek için programlara katılmak, konuşmak ve yardım etmeleri beklenir. Ama, enim dar, diyen gelin gibi oyun bozanlık yapıyorlar. Onu yapmaz, bunu istemez, en kolayına kaçar, temelsiz teoriler üretir, başka görünür, yeni siyasetler, felsefeler ortaya atar, hakaretler yapar.
                Belki okuyucu farkındadır. Özellikle Dersimli çok bireysel, çok dağınık, disiplinsiz, bildiği bildik, sert, doğrusu doğru davranış sergiler. Onun bildiği doğrudan başka doğru olmaz. Herşeyin en iyisini o bilir. Kendi insanına karşı oldukça acımasızdır. Dersim Katliamı üzerine iki roman yazdım. Kitaplarım Almanca’ya çevrildi. Bunlar üzerine Alman basınında yazılan övgüler, neredeyse bir kitapçık olacak ve üstelik Bavyera Kürltür Bakanlığı “Dersimli Memik Ağa’”nın Almancası olan “Der Agha aus Dersim” kitabımı kendi Gymnasium (lise) ve Realschule (ortaokul) kitaplıklarına ve kütüphanelere tavsiye etti. Bizim Dersimli bunlarla ilgilenmez. Bu kitapları bir Türk yazsaydı, baştacı ederlerdi. Bizimkiler katledilen Dersimlinin acısına katılmaz. Dersimliyi; Zazaca ve Kurmanci konuşuyor ayırımı gözetmeden öldüren rejime söylenecek sözü yokmuş gibi, bizimle uğraşır. Hani bir de uygar, insancıl ve saygılı olsalar gam yemez insan. Bakıyoruz ki, hiç bir birikimi olmayan böyle bir Dersimli uyduruk şeylerle karşımıza çıkıyor. Açık söylemek gerekirse, bu tipleri muhatap almak istemiyorum. Çünkü hangi yola hizmet ettikleri belli, toplum içindeki yerleri belli. Bir bakıma acıdığımı söyleyebilirim. Oysa düşüncesi farklı olsa bile, bazı doğrular altında birlikte mücadelemiz sürebilir, diye düşünürüm. Ama bizim çağrılar; düşmanlık, cahilce hakaretlerle karşılık görünce, buyurun efendiler yol sizin demek kalıyor. Efendiniz TC'nin Zazaistan ütopyasında dolaşınız. Hani onların bilim adamları; „kart-kurt“ tan özbeöz Türk yaratmadılar mı?

 Kürt kurumlarını  ister beğen, ister beğenme bir Kürt zenginliği olarak görmek gerekir. Kaldı ki içlerinde pek çok “Zaza” dedikleri insanımız var. Politik olarak aynı görüşte olmayabilirsin, ama uygar insan kültürel düzeyde bir konzensüs arar. İşte bunu hiç istemiyorlar. Bunların varlık nedeni, Kürt şahsiyetlerine ve kurumlarına düşmanlıktan öteye gitmiyor.
 Dersim adını kullanarak dernekler ve federasyon kuruyorlar. Güdülen yol Kürt düşmanlığı yapmak içindir. Kürt değerlerine saldırılıyor. Kürtlerin Dersim'de Belediye Başkanı çıkarmaması için sözde bağımsız aday çıkarıyor, gerçekte ise, Kürt mücadelesini devlet destekli parçalamak istiyor. DTP düşmanlığı yapıyor. O kazanmasın kim kazanırsa kazansın görüşü egemen oluyor. Hatta DTP kazanmasın AKP kazansın istiyorlar. BBP Genel Başkanı faşist Muhsin Yazıcıoğlu ölmeden önce taraftarlarına: “DTP dışında, AKP, CHP, MHP, SP vb. partilere oy vermekte serbesttirler.” der. Şimdi Türk faşistlerle bunların arasında fark kalıyor mu? DTP’ye düşmanlığı neden ve kim tarafından yapılıyor?   Türk derin devleti, devlet partileri Kürt halkı karşısında birleşiyor. Şimdi bunlara Tuncelili tosuncuklar katıldı. Vesselam Kürt düşmanlığı rant yapılmıştır.
Sağduyu sahibi herkes, kendisine neden bu düşmanlık, diye sorar. Bunlar baraj yapılsın diye takla atıp istimlak parası alan, ardından federasyon „genelbaşkanı“ ünvanlı barajlara karşı açıklama yapan çarpık kişiliklerdir.  İnternet, şüphesiz insanlığın en hızlı iletişim aracıdır. Ancak kendi adını kullanmadan hakaretler, hezeyanlar, küfürler, seviyesiz ve alçakça saldırıları da yine bu Kürt düşmanı, bu faşist „Tuncelili“ çevreler yapmaktadırlar. Ama gerçek yolda olanlar, Türklerin meşhur atasözü; „İt ürür, kervan yürür.“ der.

 Bir zamanlar Xormek Aşiret ağası Mehmet Şerif Fırat, devlet destekli Varto tarihi adlı kitabıyla özbeöz Türk olduğumuzu yazdı. Ben 1961 yılında Nazimiye Ortaokulu Müdürlüğüne tayin edildiğimde sadece dört duvardan ibaret sınıflar vardı, ama bakanlık çok sayıda bu kitabı okula göndermişti. Bunu tuvalet kağıdı yapmak bile tiksindiriciydi. Sonra Fırat soyadlı Pülümür Kırmızıköprü’den biri nasıl Türk olduğumuz hezeyanlarını döktü kağıda. Bir gün Münih’te Türk solu grubun toplantısına katılmıştım. “Lolan Oymağı” adlı bir kitap satıyorlardı. Alıp okuyunca, aynen Mehmet şerif Fırat ve öbür Fırat gibi, yalanlarla Türklüğümüzü açıkladığını ibretle okudum. Hani insanın “Bre alçaklar, kendinizi Türk görebilirsiniz, ancak Lolan, Areyan, Xormek aşiretlerini Türklüğe bağlamakla kimin uşağı olduğunuzu bilmediğimizi mi sanıyorsunuz? Barbaros Baykara’nın Dersim kitapları da bilinir. Kimin hangi amaçla yazdırdığı ortadadır. Amaç Romalıların böl parçala ve yönet, prensibine dayanıyor. İşin garibi bu kitapları satanlar da sözde Türk solundan arta kalan sözde devrimci kuruluşlardır.
 Devam edelim. Türk sol siyasetten olduğu ve vatandaşlıktan atıldığı halde, sonra devletin aziz kucağına dönen, Kureşanlı bir Tuncelili konsolosluğun cenaze kaldırma işini yaparken: „Yarabbi, bu kulunu Kemal Atatürk'ün yüzü suyu hürmetine cennete gönder!“ diyor. Yine Duisburg'ta yaşayan Kureşanlı bir zır cahil okur yazar olmadığı halde, MİT'e 30.000,-DM para vererek, adına Alevilik kitabı çıkarıyor. Yani at izinin it izine karıştığı ortamda birileri kalkıp „Alevici“ „Zazacı“, „Dersimci“ oluyor. Diyelim Kuzey Kürdistan’da Zazaistan diye bir bölgede Zaza ulusu yaşasın ve hepimiz Zaza olalım. Peki Güneyde Hewreman bölgesinde Zazaca ile yakınlığı olan Goranca konuşanları hangi ulusa yazalım? Onlar da bir çeşit Zazaca konuşuyorlar. Sorunu bunca karmaşık yapmanın ne gereği var?
 Amaç nedir? Biz, Kırmanci/Zazacanın yaşaması için tüm olanaklarımızı kullanıyoruz. Ne yapıyoruz? Dersim'de Gençlik Kültür Merkezi açılmasına katkı sunuyorum ki, çocuklarımız anadilini öğrensin, kültüründen, sosyal köklerinden kopmasın. Kendilerine para gönderiyorum ki, kitap alıp okusunlar. Kadınlarımızın Anadil semineri için maddi olanak sunuyoruz. Kurduğumuz dernek, toplumun en zayıf kesimi kadına iş yeri açtırıyor, gençliğe yönelik çalışma yapıyoruz. Kürtçe coğrafi isimlerin geri alınması için uğraşımız var. Peki Tunceli adıyla hareket eden ve Dersim adını aldıkları halde  onların paralelinde Kürt düşmanlığı yapanlar ne yapıyor? Onlar halkın gözünü boyuyor, sözde festivallerle kendilerine rant kapısı açıyorlar.
                Ben Dersimliyim. Alevi gelenekten gelmenin verdiği kültürel öze sahip olduğum ve öyle büyüdüğüm için, Aleviliyim. Alevi olmayı ayrıca Kırmanci konuşmayı atalarıma saygı olarak görüyor ve de onurlanıyorum. Gerek Navenda PEN a KURD, gerekse Kürdistan Ulusal Kongresi toplantılarında Kırmanci konuşuyorum. Ayrıca bu kurumlar halkımızın her lehçesiyla konuşmayı  karara bağlamışlardır. Yani ne KNK’de, ne de Navenda PEN a KURD’ da Türkçe konuşamazsın. Şimdi kim bu lehçenin veya dilin yaşamasını istiyor? Sizin baskı uyguluyorlar dediğiniz Kürtler bu zenginliğin yaşamasını istiyor. İnsaf sahibi herkes, eğer dile hizmet etmeyi düşünüyorsa, Kürtlerle diyaloga geçer, birlikte bu dili yaşatıp geliştirmenin çarelerini arar. Önce birlikte bu dili ölmekten kurtaralım, sonra da siz Zazaistan kurunuz. Eğer bir gün Kürdistan bağımsız olursa, Kırmanci lehçesi ister bağımsız, ister kültürel otonomi veya demokratik federasyonla istediği tarz yaşam sürdürmekte özgür olmalıdır. Kürt düşmanlığı yapmadan birlikte çalışma olanağı vardır. Bu fikri başta ben desteklerim.
 Nedense AB'de yaptığımız Dersim Katliamının 70. yıl Konferansından sonra bize ve özelde bana karşı ihpar ve hakaret kampanyası açıldı. Bu resme baktığımızda, açık bir şekilde görünüyor ki, devlet yanlısı bazı ajan provokatörler iş başındalar. Aslında bunlar „Dersim“ adını kullanarak Dersimlilere; devlet saflarında saldırıyor, Kürtlüğe, Kürt kurum ve kişiliklerine hakaret yağdırıyorlar. Bunların MİT ile JİTEM ile, Türkiye'nin konsolsluk ve elçilikleriyle birlikte çalıştıkları şüphe götürmüyor. Kürde düşmanlıkta derin devlet ile yanyana oldukları bir realitedir. AB'de DERSİM KONFERANSI düzenlerken, konferansa konuşmacı olarak İstanbul'dan katılacak bir bilim kadını; kendisine telefon eden bu „Zazacı“ provokatörlerin MİT ajanı olabilecekleri yargısına varması, tespitlerimize kanıt görülmelidir. Dersim'de Kürt kimliğinin kaybolmasını kim ister? Türkiye bunu seksen senedir uyguluyor. Tam beceremediği için şimdi kadrolu „Tuncelili“ ajan ve ihparcısıyla bilinç çarpıtması yaparak, Kürtlüğe saldırıyorlar. Bazıları internet sayfalarının arkasına sığınarak takma isimlerle benim görüşlerimi eleştiriyorlar. Onlara şunu söylemek istiyorum. Halktan korkmuyorsanız, istediğiniz her yerde halk huzurunda tartışabilirim. Siz Zazaistan’ı ben de Kürdistan’ı ortaya koyayım, bakalım halkımız hangisine onay verecektir?
 Öbür yandan Kürt Aleviliği, Türk Aleviliğinden farklı elementler içeriyor. Kürt Aleviliğini nasıl Türkleştirip, Kemalist akımın peşine takanlar varsa, bu tarz düşüncelerle Kemalist rejime bilerek ya da bilmeyerek hizmet edenler var. Türk sol çevrelerin ve devletin oyununa gelerek, ya başka ulus oluyor, ya da Alevi olup Kemalist Türklerin peşine takılıyor.
Amaçları da Kürt birliğini bozmaktır. Alevilik yoluyla ve farklı lehçeleri nedeniyle Kürtleri bölmek, en büyük insafsızlık, hatta düşmana hizmettir. Biz farklı lehçelerle birbirimizi anlamakta zorlanıyoruz. Bunun nedenlerini sadece ayrılıkta aramakla olmaz. Kırmanci ile Kırdaşi’nin yakın yanlarını niye öne çıkarmıyorlar? Bunlara önerim, önce dilin farklılıklarından değil, aynılıklarını incelesinler. Görecekler ki, bazı farklılıklarına rağmen aynı dilin lehçeleridir. Kuzey Almanya lehçesi ile Bavyeraca birbirlerini anlamaz, ama farklı ulus olduklarını söyleyen kimse çıkmaz.  Gerçekten de ne çekmişsek yarım bilenden, ya da biliyor görünenden çekmişiz. Aslında bizi ayıran duvarları ince ince düşman örüyor. İçimizden satın aldıkları ajanlarına bu tür kavram kargaşası ve kafa karışıklığı yaratarak birliğimizi parçalamak istiyorlar. Bazıları da bilgisizlikten olacak oyuna geliyor. Aynı topraklarda, aynı ruhi şekillenme, gelenek ve görenek, ekonomik biçimlenmeyle Mazgirtli Kırdaşi konuşanla, Pülümürlü Kırmanci  konuşan arasında iki ulus farkı görmek, abesle iştigal etmektir. Mazgirt ve Pertekli gibi Nazimiyeli ve Pülümürlü de aynı sosyal,  kültürel, ruhsal, ekonomik biçimlenme içindedir. Konuştukları lehçeler farklılık arzetse de bir elmanın yarısı gibi yaşam sürdürüyorken, bunlar nasıl iki halk olsunlar? İşte kafasını ayrı dil ve ulusa takmışlar buna yanıt verseler iyi olurdu.
 Kitaplarımda Kürt olduğumuzu söylememe kızanlar, internet sayfasında böbürlenerek Kürt olmadıklarını açıklayanlar, Kürt olmamak için Alevicilik, Dersimcilik ve Zazacılık yapanlar aslında düşmana hizmet ettiklerinin ayırdında olsalar gerek. Gerçi düşünsel düzeyleri temelsiz, hem de halka yakınlıkları itibarıyla herhangi bir hareketlenmeyi yapacak güçte değiller.  İçki masalarında çakırkeyf olunca Zaza olur, ertesi gün Hürriyet gazetesini cebine koyarak, gelecek için soyut ideoloji hazırlar. Bilgisayar başına geçerek aşağılık şekilde hakaret yapar bunlar. Kendisini politik tatmin etmek için haftasonu bir derneğe gider, çay içip akıllı sözler eder, ertesi gün boynu kıldan ince, ajanı olduğu devlete hizmet verir. Bunlar ihparcıdır. Yalancıdır. İftiracıdır. Sefil bir yaşamları olmalı ki, her türlü rezilliği yapıyorlar. Bunların adı yoktur. Herhangi bir mahlasla küfretmeyi marifet görüyorlar. Düzeysizdir bunlar. DTP karşısında seçime giren parti başkanına karısı bile oy vermediği halde, hala vatan kurtaran pozuna bürünen gibidir. Bilmeden bunlarla hareket edenleri uyarmak zorundayız. Bunlardan uzak durmak, ziyaretlerimize yakın olmak demektir. Aklı başında ve dürüst herkese çağrım: Kürde düşmanlık, ziyaretlerimize düşmanlıktır. Bunu biliniz. Türk devletinin hatrı ve rantı için soyunu inkar edenler, aslında Dersimlilere düşmandır.

NOT: Bu yazı;  www.haydar-isik.com  da yayınlanan makalenin güncelidir. 
Mail: haydar-isik@gmx.de                               

OKUYUCU MEKTUBU

Iyi gunler Haydar Bey,

        Dersimlilerin ayri bir ulus veya uluscuk kategorisine konularak
"Zaza" olarak tasnifi,ozgurluk hareketinden koparma veya mucadelenin
gereklerinden yan cizmenin
acemice secilmis bir bahanesidir.Doksanli yillardada DBH adi altinda
A.Haydar Veziroglu komutasinda Tansu Ciller gudumlu olarak dersimlilerin
alevi huvyetini kullanilarak
denenmisti.
        Ben kisaca sizinde bazi orneklemelerinize katki olsun diye,Dersim'in
bazi asiretlerinin dil baglamindaki durumuna deginmek isterim;
Soyle ki;Kirdaski lehcesi en fazla Pilvenk asireti (Pertek yoresinde
yaygindir) tarafindan konusulurken bu asiret Dersim merkezde Kirmanci
konusmaktadir.Sadilli asireti
Mazgirt'te Kirdaski merkez ve koylerinde Kirmanci,Babamansur asireti de
ayni.Merhum Nuri Dersimi'nin asireti (Mil'an) merkezde
Kirmanci,Mazgirt,Pertek,Kocgiri ve
Kurdistan'nin diger illerinde Kirdaski konusmaktadir.
       Ayrica Pertek ve Mazgirt'e (kirdaskinin en yogun konusuldugu) sinir
koylerde (bunlar Kanoglu,Sihso,Lazvan,Sorpiyan'dir) iki lehce de
konusulur.Ben bu iki lehceyi
konusan koyleri cok iyi biliyorum.*bu gune kadar en ufak bir ayrim
ayrimcilik,otekilestirmeye hatta sizin diliniz bizim dilimiz seklinde de
olsa abartmadan*
*iddia ediyorum bir ikilem gorulmemistir.*
*       Durum boyle iken bu yapilan yeni kesiflerin hayat bulmasi mumkun
degildir.Dikkat edilirse Nuri Dersimi ,Dersim Tarihi kitabinda Dersim'in
asiret *
*dokusunu ve tarihcesini o donemin sinirli olanaklarina ragmen en iyi
sekilde arastirmis,Kimse kusura bakmasin zazacilar ve bazi kurdistani
gruplar hala *
*Nuri Dersimi'yi asacak arastirmalar yapamadilar.*
*       Dikkat edilirse Nuri Dersimi butun Kurt ayaklanmalarini ve kurtler
arasi iliskileri en net sekilde Zaza Kurt ayrimi yapmadan hepsine cani
gonulden*
*sahip cikarak gercek anlamda bir Kurt ulusal portresi cizmistir.*
**
*       Kucak dolusu selam ve saygilar,iyi
calismalar,
Orhan TEKIN*
**

Bu yazı toplam 12400 defa okundu.
damla fakir
mezhepçilik , tuncelicilik
Doğada insansılara en yakın olan akrabalarımız orangutanlar, maymunlar kadar sade, içten, aklı selim olamıyor bazıları.
Herşeyi ben bilirim, ukala tavırlar her yerde var.
bunu başbakanda, bakanlarda, kendi çevremizdekilerde yapıyor, nesin insansın nesin ya?
Kaç bin yıl olduki şurda mutasyonların neyi biliyon niçin önyargılar? ben varsa yoksa biz birazda insanlığı düşün, empati kur.
Dar, ilkel, ilkel, çokbilmiş tavırlardan hep iğrenmişimdir.
olgun sade, erdemli insansı olmak zormu?
akşam yatarkane taş, çivi çakılı yastığa serini koyarken özeleştiri geliştirmek neden cılız ?
Ne yaptın, kimin elinden tuttun, insanlığa ne verdinde bu kibirler , boş yaşamlar.
19 Kasım 2011 Cumartesi Saat 10:35
medlerxerhatın
Kürdler Dersini iyi çalışmış..
ittihat terakki artığı olan son inkarcı balkon konuşmalarında zırvalıyarak kürdlerin KUZEY KÜRDİSTAN(kurmanc-zazaki) lehçelerinden olan ZAZAKİYİ
Kürdler ve zazalar diye ayırt ederek yeni bir oyunla inkara sarılmaları için kendi sömürgeci alanlarını kürdler içinde genişletme çabasına giriyorlar..
Tıpkı dün nasılkı Alevi/kürdlere siz kürd değil alevisiniz demekle kürd halkını topyekun sömürmeye devam etmişlerse ...
Dün kürdlerin mezheplerini kullanarak sömürdüler...
Bugun ise LEHÇELERİNİ deniyor.
Oyun aynidir..
16 Haziran 2011 Perşembe Saat 22:56
abbas yıldız
kurmanci
niviskar mamoste mı heyder ışık makaleye ku to nivisne mı wend nayra raver ki mın makaleya dı to wendibi o ki hunermedede desimi sero nivisnabi to hema eyi niya dı riyini kene be name elewitini ya jiyana xo berdewam kene juwane mı krdasiyo u dımıli hurdiniki qeseykenan seremın ki seytaye seriyan maye ku raa azadiyede xebetinime lewe toderime tore serkeftın u kar u xebate to rast bero
10 Mart 2011 Perşembe Saat 22:30
Tüm Yorumları Göster(43)
Esra ÇİFTÇİ
Mesele sistemdir
Can KASAPOĞLU
Dersim Kazanacak
Mustafa ŞEN
Tarihi Sorumluluk
Fadıl Öztürk
Armağan olsun
Nesimi ÖZGECAN
Kestane Şekeri
ARŞİVDE ARA
SİTE ANKET
Dersim'de Baraj yapılmalımı?
Evet Yapılmalı
Hayır Yapılmamalı
Kararsızım